4/29/13

en zayıf noktalarım.

   

küçükken oynadığın oyuncakları hatırlar mısın ?
her şey ne kadar da güzeldi o zamanlar. ufak şeylerin insana bu kadar mutluluk verebildiği bir evre daha yoktur. büyük acılarla ise hiç karşılaşılmamıştır.. 
örneğin oynadığın bebeklerin gözlerini yatarken kapaması, ayaktayken açması mutluluk ve bir o kadarda şaşkınlık vericiydi senin için. uygulama basittir, bebeği kucağına yatır, sonra iki elinle tutup kaldır, ve bu işlemleri sürekli tekrarla..
çocukluk hayal gücüne inat , ne kadarda değiştiriyor zaman seni. şimdi büyüdün, usulca yatağına bıraktığın (-ya da attığın)  bir kişinin gözlerini kapamasını umursamamaktasın. içini sızlatmıyor. keyfine bakıyorsun..bazen sigara bile içtiğini düşleyebiliyorum..bununla yaşayabilirsin.. bununla sonsuzluğa dahi gidebilirsin. diğer düşmanlarına galip gelebilirsin. her şey senin elinde. bana söylemediklerini hatırla, yani gücün sende olduğunu. zayıf taraflarını bilmememi yüzüme vur. neredesin, gerçek kimliğin ne, asıl adın Penn'mi?  hiçbirşeyi bilemiyorum.
çocukluk günlerine dön. kimseyi incitemediğin, öptüğün, kaşıkla yemek diye su verdiğin,  renklerle süsleyebildiğin şeyler olsun hayatında.
bu sayede zayıf noktalarım olmadan, güçlü kalabileyim.

deny.

4/10/13





dokunmatik ekranlar yüzünden aslında bir çok duyumuzu kaybediyorduk.
teşekkürler teknoloji.
seni bulan insanlar gerçekten akıllı insanlar olmalı !

4/6/13

sergi - exhibition

x-ist bünyesine yeni katılan ve yapıtları ilk kez Contemporary Istanbul 2012’de gösterilen genç fotoğrafçı Fatih Alkan ilk kişisel sergisi Penn Hakkında Kısa Bir Film ile 4 Nisan - 4 Mayıs 2013 tarihleri arasında izleyiciyle buluşuyor.
Zonguldak doğumlu bu genç yetenek, negatif film kullandığı fotoğraflarında fantastik öğelere yer vererek kurgu - gerçek arası öyküleriyle karşımıza çıkıyor. Alkan’ın fotoğraflarında birbirini takip ettiğini sandığımız sahneler aslında birbirlerinden bağımsız hikayeleri temsil ediyor, kimi zaman sanatçının kendi hayatından kimi zaman da kurgulanmış öykülerden ilham alıyorlar. Her şekilde bu fotoğraflara bakarken kendimizi o mekanlardaymış, hikayenin bir parçasıymış gibi hissediyoruz.
 
FATİH ALKAN
Zonguldak
Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra 2008 yılında Maltepe Üniversitesi’nde İşletme yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2009 yilindan beri fotograf ceken Alkan, İstanbul’da yaşıyor ve endüstriyel ürün tasarımı alanında çalışmaya devam ediyor.

-------

A new addition to x-ist, the young photographer Fatih Alkan, whose works were shown at Contemporary Istanbul 2012 for the first time, opens his debut solo show “A Short Film About Penn” on April 4th, 2013.
Born in Zonguldak (Turkey), Fatih Alkan uses negative film and includes fantastic elements in his work that resemble fictional tales. Inspired by his childhood, Alkan’s takes analog photographs (which is almost extinct today) that automatically draw the viewer in and make them a part of the story. “A Short Film About Penn”can be seen until May 4th at x-ist.
 
FATİH ALKAN
Zonguldak
After graduating from Industrial Engineering Department, Fatih Alkan received his masters degree in 2008 from Maltepe University, Business Department. Alkan has been taking photographs since 2009. He currently works in industrial products design sector in Istanbul.

4/5/13

fanus.


Deny,
Etrafını saran kocaman bir fanusun olduğunu unutuyorsun heralde. Tabi bu talihsizliklerden kurtulamayacağını, sonsuza kadar onun içinde kalacağını, ve bunu kıracak hiçbir gücün olmadığını da.
Hiç bir zaman karşılaşılmamış durum , sen içinde var olduğunda gerçekleşiyorsa, senin varolmanla işler değişiyorsa , yani bütün bunlar biraraya gelip en düşük olasılıkları gerçek kıldıysa artık cümle bile kurmakta zorlanıyorum.

Yine de benden bir iltifat bekliyorsan -ki bu davranışının nedeni bu değil biliyorum- dayanımın, sabrın olağan dışı. İçine sığamadığın ve artık kurtulmak istediğin  fanusun mucizevi bir dokuşla paramparça olması dileklerimle.

Penn..


3/30/13

deny,

bunu sende iyi biliyorsun ki, küçükken  kafamızda kurguladığımız kahramanlarımızın, üzerimizde bıraktığı etki bi daha kolay kolay çıkmaz karşımıza. karanlıktan korkuyoruzdur evet ama yinede kafamızı yorganın altına sonuna kadar gömüp onunla konuştuğumuz, ona ait olan bir nesneyi ( bu bıçak, tüfek, kılıç veya sihirli bir değnekte olabilir) kullandığımız epeyce vakit olmuştur. öncelikli hedefimiz düşmanlarımızı , sınıfta bizi ağlatanları boy  hizasına koyup günlerini göstermektir. bazı zamanlar da yere düşeriz mesela, ağlamaya başlarız fakat onun bizi böyle görmemesi gerekmektedir. böyle görürse sevgili kahramanımızın en yakını olamayacakmışız gibimize gelir. oluk oluk kan akması neticesinde de içimiz geçip bayılıveririz. yani en azından benim başıma gelmişliği var böyle bir durumun..

sabah olunca , bunca cesaretin ardından -yani herkesi kesip biçmekten ve bunu yaparken korkmamaktan, yerlere düşüp onca kana rağmen ağlamamaktan bahsediyorum- yatak ıslaktır ve annemizde bize günümüzü gösteriverir. kahramanımız bizi kurtaramaz pek öyle anlarda. medet umarız. aslında annemize bişiy olmasını istemeyiz ama en azından kötü durumdayken ve sığınacak bişi kalmamışken yanımızda olsalar hiçte fena olmazmış hani.

(Seni bilmem ama benim kız kardeşim bu olanlar karşısında oldukça seviniyordu.
neyse konumuz birileri bizi öldürürken mutlu olanlar diyil. )

tamam, şimdi kahramanlardan bahsettik durduk. bunca şey neden diyecek olursan artık kahramanların uğramadığı bir ülkede-zamanda olduğumuza göre kurtarılmayı beklemen, birinin seni düştüğün yerden kaldırmasını, üzerini süpürmeni sağlayacak hareketleri yapmasını düşlemen biraz tuhafıma gidiyor. gerçekten umudunu yitirmediysen ve bana söylediğin gibi bunu bekleyeceksen işinin zor olduğunu belirtmek isterim. inançlarını küçümsemek istemem evet ama konu sen olunca doğru dürtülerle seni uyarmayı yeğledim.
söylediklerimi dikkate al veya alma ama artık kahramanlarımızın hepsi öldü veya derin bir uykudalar.
umarım uyandıran veya onları canlandırabilen yegane varlık olmayı başarabilirsin.

sevgiler,
penn.


kaybolduğumu biliyordum. insan incitilmişken ve öldürülmüşken yön bulma gücünü kaybetmesi kadar doğal bişi olamaz.merhaba.burda herşey karanlık. üç beş çapaçulcu üstümden geçti ve canlı canlı gömülmemeyi yeğlerdim.
---------------
i knew i was lost. to fail in finding one's direction is totally natural when he's hurt and killed. hi, here is absolutely dark. a couple of looters ran over me and i preferred to have been buried alive.

i could have understood that everything you reached for wounded you or turned you into a monster, into a thorn. you didn't have a snowball's chance in hell. It was no use to have bath with vinegar or to pray. i, suffering from this ordeal for 33 thousand years, can only advise you to get used to this life, bad luck and ill fortune. please say, noone likes and carries out advices, right?

carousel

Bir gün okula gittiğimizde, öğretmenimiz hasta olduğu için, ders yapılamayacağını öğrendik. Öğretmenimizin kaldığı odaya gittik. Hasta yatıyordu. Hepimiz el birliği ile onun bütün işlerini gördük. Hatta ona yahni bile yaptık. sonra ders yok diye atlı karıncaya gittik.
Ertesi gün, yine hastaydı. Biz yine yardımcı olduk ve bu sefer de yulaf lapası yaptık.yine soğuk ve kar vardı.ders yok diye atlı karıncaya gittik.
Ne yazık ki ertesi gün iyileşti. İyileşmeseydi, bütün yemekleri pişirmesini öğrenecektik